Bella Swan ve Edward Cullen arasında yaşanan epik aşk hikayesinde sonun başlangıcına geliyoruz. Stephenie Meyer’ın çok satan ve şimdiden kültleşen Alacakaranlık roman serisinden uyarlanan son filmin ilk bölümünde Bella ve Edward her güçlüğe karşı durarak evleniyorlar.
Rüya gibi başlayan günlerden sonra işler Bella’nın hamile olduğunu fark etmesiyle farklı bir yön alıyor. İçinde henüz doğmamış bebek (ya da yaratık) hem kurtları peşlerine takıyor hem de vampir akdini tehlikeye sokuyor…
Oscar’lı yönetmen Bill Condon’ın yönettiği, serinin dördüncü filmi büyük aşk, güçlü arkadaşlık bağları, fedakarlık ve kendini yeniden bulma ekseninde şekilleniyor. Uyarlama senaryoda ise senarist Melissa Rosenberg’in imzası var.
Alacakaranlık serisinin çeviri ve yayın hakları yaklaşık 50 ülkeye satıldı ve romanlar 116 milyon satış rakamına ulaşmıştı…

Ünlü yönetmen ve yapımcı Michael Mann yapımcılığını üstlendiği, Michael Mann’in kızı Ami Canaan Mann’ın yönetmenliğini yaptığı The Texas Killing Fields (Teksas Ölüm Tarlası) isimli filmin fragmanı yayınlandı. 2011 Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapacak filmin başrol oyuncuları; Sam Worthington, Jeffrey Dean Morgan, Chloe Moretz, Stephen Graham, Jessica Chastain ve Annabeth Gish. Filmin konusu; Teksas’taki küçük bir kasabada cinayet masası dedektifi olan Jake Souder (Sam Worthington) ve bölgeye New York’dan nakledilen bir polis (Jeffrey Dean Morgan); kurbanlarını öldürdükten sonra parçalara ayırıp Ölüm Tarlası olarak bilinen bir bataklığa atan sadist bir katilin peşine düşer.

Rubén yıllardır Paraguay’dan Buenos Aires’e ahşap taşımacılığını yapan bir kamyon şoförüdür. Bir gün Jacinta adında bir kadın, kucağında 8 aylık bebeği ile Buenos Aires’e gitmek için Ruben’den yardım ister ve birbirinden oldukça farklı hikayelere sahip bu iki insanın yol öyküsü de başlar. Karşılıklı ama sözsüz bir anlaşmayla birbirlerine hayatları hakkında soru sormadan, fazla konuşmadan yolculukları sürdürürler ama aslında söze dökülmeden konuştukları çok şey olacaktır…

Curtis LaForche, Ohio’da küçük bir kasabada sevgili eşi Samantha ve 6 yaşındaki işitme engelli kızı Hannah ile mutlu bir hayat sürmektedir. Hannah’nın sağlık ve özel eğitim masraflarını karşılamak için sınırlı gelirleri vardır. Fakat bir gün Curtis, yaklaşan bir fırtınaya dair korkunç kabuslar görmeye başlar. Gördüklerini kendisine saklar ama ailesini de yaklaşan bu fırtınadan korumak için evlerinin arka bahçesine bir ‘sığınak’ inşa etmeye karar verir…

1950’li yıllarda serbest gazetecilik yapan Paul Kemp (Johnny Depp), New York’taki hayatını bırakarak, küçük bir gazetede çalışmak için Porto Rico’ya gider. Gazetede çalışan Amerikalıların iç yüzlerini kısa bir sürede keşfeder. Kemp, çevresini saran öz yıkıma meyilli bu gruptan uzak durmaya ve kendisini korumaya çalışmaktadır…

Film, resim konusunda yetenekli ve ölümüne kaderci George’un sınıfından bir kız olan Sally ile geliştirdiği arkadaşlık etrafında dönüyor.George ölüm fikrini kafasına takmış bir genç. Çocukluğunda duymuş olduğu bir deyim, onu derinden etkiliyor.
Deyim, insanların yalnız doğduklarına ve yalnız öldüklerine, arada yaşanan herşeyin de bir yanılsamadan ibaret olduğuna işaret ediyor. Ölüm fikri kafasını o kadar kurcalıyor ki bu derslerini de etkiliyor.
Bir gün George okulun terasında Sally’i sigara içerken görüyor ve öğretmenlerin uyarılarına karşın kendisi sigara içiyormuş gibi yaparak Sally’i kurtarıyor. Bunun üzerine arkadaş oluyorlar ve antisosyal George, Sally’nin arkadaşlarıyla da iletişim kurmaya başlıyor. George ile Sally’nin arasındaki ilişkinin neye dönüşeceği ise filmin ilerleyen dakikalarında gelişiyor.

1965 yılında üç MOSSAD ajanının görevi, Nazi rejiminin savaş suçlulularını bulup ortadan kaldırmaktır. Aradan otuz yıl geçmiştir. Ukrayna’da eski bir Nazi kalıntısının olduğu ihbarı alınınca ajanlardan biri göreve çağrılır. Amacı kimlik değiştirerek olası şüphelinin gerçek bir Nazi olup olmadığını açığa çıkarmaktır.

Susan (Teri Polo) küçük ve sakin Bensonville kasabasından iki erkek çocuğu Dane (Chris Massoglia) ve Lucas (Nathan Gamble) ile New York’a taşınan bekar bir annedir. Taşındıkları bu yeni çevrede komşuları Julie (Haley Bennett) ile iyi anlaşan erkek kardeşler evlerinin bodrum katında büyük bide delik keşfederler ve hep beraber bu deliğin ne kadar derin olduğunu ve arkasındaki gerçeği araştırmaya başlarlar.
Fakat ardı ardına gelen ani olaylar, karanlıkta derinde onları büyük bir tehlikenin beklediğine işaret eder. En derinde ne olduğunu anlamaya çalışırlarken kendi korkularıyla da yüzleşeceklerdir…
Gremlinler ve orijinal Piranha ile tanınan ve artık bir tür yönetmeni olarak kabul edilen Joe Dante’nin son filmi Mahzen 3 boyutlu olarak beyazperdeye aktarıldı ve bu özelliği ile 2009 Venedik Film Festivali’nde 3-D Ödülü’ne layık görüldü. Yabancı basındaki eleştirileri oldukça olumlu olan filmin senaristliğini ise Boş Oda (Vacancy)’da da imzası olan Mark L. Smith üstleniyor…

Ice Age: Continental Drift ismiyle 2012 yılının yaz aylarında sinema salonlarında yer alacak serinin dördüncü filmi, Buz Devri 3’ deki gibi 3D olarak beyazperdeye taşınacak. Century Fox yaptığı açıklamada, Ice Age: Continental Drift filmini 12 Temmuz 2012 yılında vizyona girmesini planladıklarını ama kesin bir tarih olmadığını açıkladılar.
Filmin konusuyla ilgili olarak bir açıklama yapmayan şirket, ceviz aşığı Scart’ın cevizinin peşinden koşmaya devam edeceğini açıkladı.

Bir Antartika araştırma sitesindeki uzay aracının keşfi, master öğrencisi Kate Lloyd ve bilim adamı Dr. Sander Halvorson arasında meydan okuma savaşına dönüşür. Dr. Halvorson araştırmalarını sürdürürken, Kate de uzaylıların yaşam formlarının peşine düşmek için helikopter pilotu Sam Carter ile işbirliği yapar.

Eski bir Çin fablının uyarlaması olan filmde Keşiş Fahai (Jet Li) talebesi Neng Ren ile insanların alemine gelerek onlara zarar veren iblisleri avlamakta ve Lei Feng Mabedinde farklı bir boyuta hapsetmektedir. Bu arada Beyaz yılan Susu, kız kardeşi Yeşil yılan Quinqing ile kendi alemlerinden insanların dünyasını seyrederken nehirde boğulmak üzere olan otacı Xu Xian’ı kurtarır ve ikisi de birbirlerine ilk görüşte âşık olur.
İnsanların alemine Xu Xian’ı tekrar görmek için kız kardeşiyle birlikte gelen Susu ile o sırada yarasa-iblislerin peşinde olan Keşiş Fahai ve talebesinin yolları Fener Festivalinde kesişir…

Pablo Escobar ve Andrés Escobar. Spor, Medellin, uyuşturucu ve politika Kolombiya toplumunun ayrılmaz parçalarıydı. Pablo Escobar, Medellin kartelini yöneten, dünyanın en zengin, en güçlü uyuşturucu taciriydi, Andrés Escobar ise Kolombiya’nın en büyük futbol yıldızı. Kişisel bir bağlantıları yoktu ama kaderleri birbirine dolanmıştı. Andrés yanlışlıkla kendi kalesine gol atıp Kolombiya Milli Takımı’nı 1994 Dünya Kupası’ndan edince bu hata hayatına mal oldu..

Antik Yunan’da geçen filmde, savaşçı prens Theseus kötü güçlere karşı savaş açar; tanrılar ve insanlar, titanlara ve barbarlara karşı mıdır? Mickey Rourke’nin canlandırdığı Titan Hyperion, yıllar sonra insanlığa savaş açar. Savaş Tanrısı Ares tarafından üretilen efsane bir silahın, Epirus Yayı’nın peşindedir. Bu silah, Titanları Tartaruslardan kurtarmaya yarayacaktır, bu silah sayesinde öç alabilecektir. Tanrılar savaşta Hyperionlar ya da insanlık arasında bir seçim yapma yetisine sahip değildirler, taraf tutamamaktadırlar. Tanrıları ve toprağını korumakla görevli olan Theseus’tur ve onu da Zeus seçmiştir.
Filmin konusu Yunan mitolojisine dayanmaktadır, 3D teknolojisine göre çekilen film ekstra post prodüksiyona ihtiyaç duymuştur. Yönetmen Rönesans resim stilini baz alan bir aksiyon çekmek istediğini söylemiştir. Yönetmenin ağzından: “Düşünün ki Baz Luhrmann Meksika’da Romeo ve Juliet yapıyor.” Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Eiko İshioka da filmi güzelleştiren isimlerden biri…

Deli Dumrul (Emir Benderlioğlu), İstanbul’un Kurtlar Kuşlar Alemine meydan okumuş ve oyuna getirilerek hapse düşmüştür.
Puanı:
7.4/10
1
Kuş gribi virüsü tüm Los Angeles’ta hızla yayılırken, bu virüsle baş etmek için bir aşı geliştirmeye çalışan doktorun hikayesine tanık oluyoruz.
Puanı:
5.3/10
2
Ajan devgan, filmde bir polisi canlandırıyor, aynı meslekden arkadaşının intihar etmesi üzerine olaylar başlar, kötü insanların polisler üzerindeki baskıları ve o meşhur bol abartılı aksiyon sahneleri ile dolu bir film bizleri bekliyor..
Puanı:
6.9/10
3
“The Frontline”, vahşi Kore savaşları boyunca alınan ve kaybedilen yüksek diyarların merkezinde geçen Kore Savaşı filmidir.
Puanı:
6.5/10
4
Hikaye, Çanakkale 5. ER Eğitim Tugayı’nda, bedelli olarak askerliklerini yapmakta olan bir grup “sivil er”in arasında geçer.
Puanı:
4.8/10
5
Puanı:
7.4/10
1