Bella Swan ve Edward Cullen arasında yaşanan epik aşk hikayesinde sonun başlangıcına geliyoruz. Stephenie Meyer’ın çok satan ve şimdiden kültleşen Alacakaranlık roman serisinden uyarlanan son filmin ilk bölümünde Bella ve Edward her güçlüğe karşı durarak evleniyorlar.
Rüya gibi başlayan günlerden sonra işler Bella’nın hamile olduğunu fark etmesiyle farklı bir yön alıyor. İçinde henüz doğmamış bebek (ya da yaratık) hem kurtları peşlerine takıyor hem de vampir akdini tehlikeye sokuyor…
Oscar’lı yönetmen Bill Condon’ın yönettiği, serinin dördüncü filmi büyük aşk, güçlü arkadaşlık bağları, fedakarlık ve kendini yeniden bulma ekseninde şekilleniyor. Uyarlama senaryoda ise senarist Melissa Rosenberg’in imzası var.
Alacakaranlık serisinin çeviri ve yayın hakları yaklaşık 50 ülkeye satıldı ve romanlar 116 milyon satış rakamına ulaşmıştı…

1950’li yıllarda serbest gazetecilik yapan Paul Kemp (Johnny Depp), New York’taki hayatını bırakarak, küçük bir gazetede çalışmak için Porto Rico’ya gider. Gazetede çalışan Amerikalıların iç yüzlerini kısa bir sürede keşfeder. Kemp, çevresini saran öz yıkıma meyilli bu gruptan uzak durmaya ve kendisini korumaya çalışmaktadır…

1965 yılında üç MOSSAD ajanının görevi, Nazi rejiminin savaş suçlulularını bulup ortadan kaldırmaktır. Aradan otuz yıl geçmiştir. Ukrayna’da eski bir Nazi kalıntısının olduğu ihbarı alınınca ajanlardan biri göreve çağrılır. Amacı kimlik değiştirerek olası şüphelinin gerçek bir Nazi olup olmadığını açığa çıkarmaktır.

Eski bir Çin fablının uyarlaması olan filmde Keşiş Fahai (Jet Li) talebesi Neng Ren ile insanların alemine gelerek onlara zarar veren iblisleri avlamakta ve Lei Feng Mabedinde farklı bir boyuta hapsetmektedir. Bu arada Beyaz yılan Susu, kız kardeşi Yeşil yılan Quinqing ile kendi alemlerinden insanların dünyasını seyrederken nehirde boğulmak üzere olan otacı Xu Xian’ı kurtarır ve ikisi de birbirlerine ilk görüşte âşık olur.
İnsanların alemine Xu Xian’ı tekrar görmek için kız kardeşiyle birlikte gelen Susu ile o sırada yarasa-iblislerin peşinde olan Keşiş Fahai ve talebesinin yolları Fener Festivalinde kesişir…

Antik Yunan’da geçen filmde, savaşçı prens Theseus kötü güçlere karşı savaş açar; tanrılar ve insanlar, titanlara ve barbarlara karşı mıdır? Mickey Rourke’nin canlandırdığı Titan Hyperion, yıllar sonra insanlığa savaş açar. Savaş Tanrısı Ares tarafından üretilen efsane bir silahın, Epirus Yayı’nın peşindedir. Bu silah, Titanları Tartaruslardan kurtarmaya yarayacaktır, bu silah sayesinde öç alabilecektir. Tanrılar savaşta Hyperionlar ya da insanlık arasında bir seçim yapma yetisine sahip değildirler, taraf tutamamaktadırlar. Tanrıları ve toprağını korumakla görevli olan Theseus’tur ve onu da Zeus seçmiştir.
Filmin konusu Yunan mitolojisine dayanmaktadır, 3D teknolojisine göre çekilen film ekstra post prodüksiyona ihtiyaç duymuştur. Yönetmen Rönesans resim stilini baz alan bir aksiyon çekmek istediğini söylemiştir. Yönetmenin ağzından: “Düşünün ki Baz Luhrmann Meksika’da Romeo ve Juliet yapıyor.” Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Eiko İshioka da filmi güzelleştiren isimlerden biri…

Dağcılık yapan beş genç İskoçya’nın Highlands Dağları’na yürüyüş ve tırmanış yapmaya gider. Bölgenin en ıssız noktalarından birinde, yer altına kazılı bir odaya canlı olarak hapsedilmiş bir kız çocuğu bulurlar. Kızı hapsedildiği delikten kurtarıp polise teslim etmek üzere yola çıkarlar, ancak kızı kaçıranlar durumu farkeder. Her ne pahasına olursa olsun kızı geri almak isteyen çocuk hırsızları ile dağcı gençler arasında soluk soluğa bir kaçma kovalamaca başlar.

Benim Adım Khan filmiyle mükemmel beğeni kazanan Shah Rukh Khan, Ra.One filminde başrol oyuncusu olarak yine mükemmel oyunculuğunu sergiliyor.
Shekhar Subramaniam (Shahrukh Khan) video oyunları yaratıcısıdır, bir gün oğlunun video oyunlarındaki kötü adamları sevdiğini öğrenir. Kötü adamları sevmesede oğlu için kötülerin kaybetmeyeceği yeni bir oyun yaratmaya karar verir. Yarattığı video oyunundaki kötü adam, yani Ra.One yazılıma uymamaktadır. Deneme oyunlarında Shekhar’ın oğlu Prateek (Lucifer) tarafından yenilgiye uğramayı hazmedemez ve onun peşine düşer. İlk karşısına çıkan Lucifer olmayacaktır.

Fransa Kralı’nın sadık silahşörleri Atos, Porthos ve Aremis, krala düzenlenecek bir komplonun duyumunu aldıklarında, yanlarına genç D’Artagnan’ı da alarak tehlikeli bir maceraya atılırlar. Fakat bu zorlu yolda ilerledikçe, dört kahraman sadece Fransa Kralı’nın değil, tüm Avrupa’nın tehlikede olduğunu anlarlar. Kardinal Richelieu, yardımcıları ile birlikte krallık tacını ele geçirip, ülkenin tek hâkimi olmak için şeytanca bir plan kurmuştur. Ona bu planda destek olan ajan Milady de Winter da silahşörlerden Athos’u kendine aşık etmeyi kolayca başarmıştır…
Alexandre Dumas’nın ünlü eserinden uyarlanan film, Üç Silahşörler hikayesine farklı bir bakış açısı getiriyor. Yönettiği Event Horizon, Resident Evil, Alien vs. Predator, Death Race gibi filmlerle bilimkurgu ve aksiyon arasında mekik dokuyan, şiddeti filmlerinin birincil öğesi haline getirmekten hoşlanan Paul W.S. Anderson’ın klasik hikayeye yeni bir soluk getireceği açık.
Filmin oyuncu kadrosunda ise Logan Lerman, Luke Evans, Milla Jovovich, Orlando Bloom, Juno Temple, Christoph Waltz, Mads Mikkelsen ve Til Schweiger gibi uluslararası isimler yer alıyor…

Eski organizatörlerden Charlie, hurda metalden kalitesiz robotlar yaparak geçimini sağlamakta ama zorlanmaktadır. Sonunda dibe vurur ve kendisinden ayrı yaşayan oğlu Max ile şampiyonada yarışacak bir boksör bir robot yapıp eğitmek üzere bir araya gelir. Bu vahşi arenada işler ciddiye bindikçe, Charlie ve Max bütün engellere rağmen, ringlere geri dönmek için son bir şans daha elde ederler.
Boks sporunun insanlar dünyasından büyük ölçüde ayrılıp, robotların teknolojik dünyasına kaydığı yakın bir gelecekte geçen aksiyon dolu filmin başrolünde X-Men serisinin Logan’ı Hugh Jackman var. 2,5 metre uzunluğunda ve 900 kilo ağırlığında robotlarla insan olarak baş edemeyince kendisi küllerinden bir boksör robot yaratan Charlie Kenton rolünde izlediğimiz Jackman’ın yanı sıra filmin kadrosunda yakın zamanda Ölümcül Tuzak, Kader Ajanları gibi aksiyonlarda seyrettiğimiz Anthony Mackie ve Lost dizisiyle yıldızı parlayan seksi oyuncu Evangeline Lilly de yer alıyor…

Dante’nin İlahi Komedyası’nda adı geçen cehennemdir. Burası dokuz kattan oluşur. İyi insanlar arafa giderler. Dürüst dinsizler Limbo denen birinci kata gider. Ne ceza vardır ne ödül. Şehvetin pençesine düşenler ikinci kata, aç gözlüler üçüncü kata, savurganlar dördüncü kata, gazap ve öfke verenler beşinci kata düzene ve inançlara karşı gelenler altıncı kata şiddet kullananlar eziyet edenler yedinci kata, hilekâr ve yobazlar sekizinci kata ve hainler dokuzuncu kata giderler. Dokuzuncu kata Cocytus denir ve şeytan burada yaşar. En dipteki yer dokuzuncu kattır, gerek tanrıya, gerek ailesine, gerek ülkesine ihanet edenler buraya gelirler.

Deli Dumrul (Emir Benderlioğlu), İstanbul’un Kurtlar Kuşlar Alemine meydan okumuş ve oyuna getirilerek hapse düşmüştür.
Puanı:
7.4/10
1
Ajan devgan, filmde bir polisi canlandırıyor, aynı meslekden arkadaşının intihar etmesi üzerine olaylar başlar, kötü insanların polisler üzerindeki baskıları ve o meşhur bol abartılı aksiyon sahneleri ile dolu bir film bizleri bekliyor..
Puanı:
6.9/10
2
Kuş gribi virüsü tüm Los Angeles’ta hızla yayılırken, bu virüsle baş etmek için bir aşı geliştirmeye çalışan doktorun hikayesine tanık oluyoruz.
Puanı:
5.3/10
3
“The Frontline”, vahşi Kore savaşları boyunca alınan ve kaybedilen yüksek diyarların merkezinde geçen Kore Savaşı filmidir.
Puanı:
6.5/10
4
Hikaye, Çanakkale 5. ER Eğitim Tugayı’nda, bedelli olarak askerliklerini yapmakta olan bir grup “sivil er”in arasında geçer.
Puanı:
4.8/10
5
Puanı:
7.4/10
1